ANASAYFA HABER ARA RESMİ İLANLAR VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
IŞİD MİLİTANLARINI KATLETMEK VACİP Mİ?08 Ağustos 2014

HABER ARA


Gelişmiş Arama

HATAY’DA ÇOCUK OLMAK VE OYUNLARIMIZ

18 Nisan 2012, 15:40

KENAN KAHLIOĞULLARI

Oyun çocukların dünyasıdır.Çocukken hiç büyümeyecekmiş gibi sokaklarda oynadık. Sokakları seslerimiz doldururdu. Akdeniz güneşinin yakıcı sıcağında sabahtan akşama kadar …sabah olmasını iple çekerdik.Rüyamızda oyun arkadaşlarımızı görürdük. Seyhan,Kamuran.Mario,Ali,Memet,Agop,Murat… hepsini kardeşimiz bildik.Kuruşluk harçlılarımızdan arkadaşlarımıza, bir şeker ısmarladık. Aynı yemeği,aynı ekmeği paylaşmanın mutluluğunu yaşadık.Bakkal Muhittin amcadan yediğimiz zeytin ekmeğin tadı damaklarımıda kaldı. O lezzeti en lüks sofralarda alamadık.Bakal Bilal amacadan aldığımız turşu ekmeğin tadı damaklarımızda kaldı. O tadı en şatafatlı sofralardan alamadık,almamıza da imkan yok.Annemizin ekemğin üstüne sürdüğü salçalı ekmeğin tadı damağımızda.Çünkü çocuktuk,çünkü bu o saflığın yerini alan hayata dair gerçekler ve zorluklarla tanışmamıştık. Samandağ’da,Antakya’da,Altınözde,Reyhanlı’da,İskenderun’da… birbirimizden habersiz aynı oyunları oynadık. ay  20-30 sene önce parklar,çocuk bahçeleri,Internet kahveler,evlerde televizyonlar,atariler,play station veya elektrikli oyuncaklar yoktu. Çocuklar kendi oyuncaklarını ve oyunlarını yaratmak zorundaydılar.Günümüzde çocukların bir çok imkanı vardır.  Özellikle internet ve bilgisayar oyunları çocukların dünyası oldu. Bu gün çocuk oyunları değişiklikler uğrasa da kısmen unutulan oyunlar olsa da çocukların dünyasında yaşıyor.Kültürümüzün önemli bir parçasıdır. Oyunlar geleceğimiz olan çocuklarımızın kişisel ve bedensel gelişimi açısından önemlidir. Çocukluğunda arkadaş edinmemiş olan çocuklar yetişkinlik döneminde psikolojik ve sosyal açıdan sorunlar yaşar.Oyunların  kültürümüzü  yansıtmaları açısından önemli bir işlevleri vardır .

Dös oyunu,Elim sende ,Stop (sitop )oyunu,Meştek oyunu,denge oyunu, mendil kapmaca,tek çift oyunu,Cirit oyunu,kuvvet oyunu,çelik çomak oyunu,ayakçak oyunu,hokka oyunu,tengirlemeç(yuvarlamaç)oyunu,tıp oyunu,birbirbir,çizgi oyunu(sek sek),çitin oyunu, kozalak(kıcık)oyunu,kule oyunu,beştaş oyunu, eşek sopacı oyunu,fındık(fındok) oyunu  başlıca oyunlardır.  Bazı oyunların oynanma biçimini aşağıda yazmaya çalıştım. Bu oyunların türevleri ve yörelere göre kuralları değişmiş biçimler vadır. 

TOPAÇ(FIRFARA) OYUNU:Sert ağaç cinslerinden topaçlar yapılırdı,genelde şimşir ağacı tercih edilir ve topacı yere hızlıca atınca kırılmaması için bu ağaç tercih edilirdi.

 Topacın ucuna kabara dediğimiz ve yerde dönmesini sağlıyan çivi çakılırdı,topaçın dengesi önemliydi ve bu denge güzel olursa daha fazla dönerdi.

 Topaça bal mumu yedirilmiş ip sarılır ve ustalıkla yere atılırdı.

Topaç oyunları iki türlü oynanırdı.

 1-Büyükce yere bir daire çizilir ve boş topaçlar bunun içine konurdu,oyuncu topacını bunun içine atarak,yerdeki boş topaçları dairenin dışına çıkarmaya çalışırdı,çıkardığı topaç onun olurdu.

 2-Birde zaman yarış yapılırdı,aynı anda döndürülen topaçlardan hangisi daha fazla dönerse o galip sayılırdı.

 Yaz akşamlarının vazgeçilmez oyunu tabi ki saklambaçtı.

 Aileler sıcaktan bahçelerine çıkarlar ve çay faslı başlayınca,mahallenin gençleri kızlı erkekli saklambaç'a koyulurdu ve geç vakitlere kadar sürerdi.

 Saklambaçta çanak,çömlek patladı değimi vardı.

 Ebeyi şaşırtmak ve karanlıkta başkasının ismini ona söyleterek sobelemekten ibaretti ve devamlı kıyafetler değiştirilirdi.

 Bu herkesin bildiği klasik saklambaçtı.

SOBE(SAKLAMBAÇ-ĞIMMAYDA)OYUNU:Birkaç çocuk  arasında ebe tespit edilir. Ebe olan çocuk duvara doğru dönerek  gözlerini kapar yada bir mendille gözleri kapatılır.Saymaya başlar. Belirlenen sayıya geldiğinde “önüm arakam sobe “ diyerek,saklanan oyuncuları aramaya başlar. Ebe gizlenen yerde bulunan oyuncuyu tanır ve ismiyle çağırırsa, o oyuncu oyun dışı kalır.Bu arada ebe o oyuncuya yakalanmamak üzere  sobe yerine gelmek zorundadır.Bu oyun son oyuncu bulunana dek sürer. En son bulunmayan oyuncu isterse ortaya çıkar ve oyun yeniden başlar.

KÖREBE:

Genellikle herkesin bildiği bu oyun,ebenin gözlerini bağlayarak,zevkle oynanan oyundu.

 Gözleri bağlı ebe birisini yakalıyarak ismini söylerdi ve ebelikten kurtulurdu.

YAKAN TOP: Yakan top oyunu en az 4 kişiyle oynanırdı.

Oyuncular ya sayışarak yada eşleşerek iki eşit sayıda grup oluştururlar ve ortaya geçen gurubu belirlemek için sayışma yapılırdı.

Atış mesafesi için iki tarafa da çizgi çizilirdi ve bu çizgiyi geçmeden her iki taraftan topla çizginin içindeki oyunculara atış yapılırdı.

Top kime değerse o çıkardı.

Havadan gelen topu yere düşürmeden tutan bir hak daha kazanmış olurdu.

DONBİK –DALYA: Oyunu yası taşlardan veya çanak,çömlek parçalarının üst üste dizilerek,topla oynandığı oyun türüydü.

 Bir çizgiden dizili dombik dediğimiz üst üste dizilmiş taşlara top atılır ve amaç onları vurarak yıkmaktı,

 Ebe topu almaya gidince oyuncular tarafından taşlar üst üste dizilmeye çalışırdı. Ebede elindeki topu birsine atarak vurmaya çalışırdı,top kime gelmişse ebe o olurdu..

 BİRDİRBİR:Hala,yeni nesiller tarafında bilinen bir oyunumuz,ama onunda kuralları vardı.

 Birdirbiri yöneten başkanın,ebenin üzerinden altlarken yaptığını aynısını,kendisini takip edenler tarafından yapmak zorunda idi oyuncular yapamayan ebe ile yer değiştirilirdi.

 Her atlamanın değişik sitilleri ve her atlamada ebe yerden biraz daha yükseğe durma kuralı vardı.

 Amaç yüksekten atlamaktı,atlıya mayan ebe olurdu.(Birdirbir eşeğin g.ne gir)diye argo bir tekerlemede vardı.

UZUN EŞEK(CEHŞ TVİL): İki türlü olanı vardı,birisi ferdi tek eşek olur,öbürü ise eşli oynanırdı.

  İki gurup halinde oynanan eşli uzun eşek, ,oyunu yöneten bir kişinin ilk baştaki kafasını bacaklarının arsına sokup eğilirdi ve arkadaşları da ardı ardına,onun arkasına dizilirlerdi,bur da amaç eşeği çökertmekti.

 Herkes bir kişinin üzerine atlayarak bütün ağırlık ona verilir ve o şahıs üzerindeki yükü çekemeyip,yere düşerdi, buna eşek çöktü denirdi.

 Oyunu yönetene Üsteki ekip başı,parmakları ile bir sayı gösterirdi ve alttakilere sorardı.

 Çattı pattı kaç attı?

 Altta ki sözcü bir sayı söylerdi eğer,gösterilmiş rakamı bilmişse,guruplar yer değişirdi.

 Bu oyunda resmen altta kalanın canı çıkardı ve mızıkçılık çok olurdu.

MİSKET(GÜLLE)OYUNU

 Misket oyunun da değişik versiyonları vardı.

 Baş dediğimiz oyun türü: Misketler yan yana sıra ile dizilir ve elimizde ki en gösterişli ve ağır misketi ona başlık denirdi.

 tabi önceden yere kaç misket dizileceği konuşulurdu ve herkes yere o kadar misket koyardı veya dizerdi.

 Başlık ile herkes dizili olan misketlerden açılır ve en uzağa açılmış olan ilk atışı yapma hakkına sahip olurdu. Herkes yerdeki misketlerden uzaklığına göre atma sırası belirlenirdi.

 En yakında olan,misketlerin başında kalırdı ve ilk atacak kişi ona şunu sorardı,Hangi baş?

 Sağ baş veya sol baş denirdi, o taraftan vuran vurduğu kadar misketi alırdı. En başta ve o baş söylenmişse o başı vuran yerdeki misketlerin tamamını alırdı.Tabi kimse vuramamışsa veya baştan itibaren kalan misketlerde,misketlerin başında durana kalırdı.

 Burada kural dizili misketlerin aynı hizadan çıkması ve tartışmaya mahal vermemesiydi.

 Misket oyunundan karlı çıkan yüttüm hepsini yüttüm derdi.

 Tabii yine Misket ile oynanan Miselles denilen ve yere bir eşit kenar üçgen çizilip,içine misketlerin konması ile oynanan bir tür vardı.

 Burada amaç başparmağın ile sıkıştırdığın başlığını tek tek üçgenin içindeki misketleri vurarak çizgilerin dışına çıkarmaktı.

 Eğer başlığınız üçgenin içinde kalırsa yanar ve o ana kadar yerden topladığınız,misketlerde tekrar yere bırakırdınız.

 Kuyu denilen bir misket oyunu vardı ve bu da iki türlü oynanırdı.

 Herkes misketin rahatlıkla gireceği bir kuyu açardı ve o kuyudan bir karış mesafeden öbür misketlere atış yapardı veya rakibini kuyusuna misketini sokarsa,oradan oyuna devam ederdi kuyusu ele geçirilmiş oyundan çıkar ve oyunun bitmesini beklerdi.

 Burada da yine kural misketi başparmak ile fırlatıp rakibinin misketini vurmaktı.

 Ortada bir kuyu boş ve sahipsiz olan türü de oynanırdı buna da kaptan denirdi.İleriye bir çizgi çizilir bu çizgiye misketler atılır,çizgiye en yakın misketin sahibi birinci olur ve oradan,misketini kuyuya sokan birinci olarak oynamaya hak kazanırdı. Kuyuyu ele geçiren öbürlerini kuyuya yaklaştırmaz ve burayı savunurdu.

YAĞ SATARIM BAL SATARIM OYUNU:

Bu oyun genellikle,İlkokullarda beden derslerinde öğretmen nezaretinde oynanan bir oyundu.

 Sınıfta ki kişiler,yere çömelir ve bir daire oluşturulurdu,elinde mendil olan ve mendilin bir ucuna da düğüm atılırdı.

 Daire olmuş kişilerin etrafında,yağ satarım,bal satarım,ustam ölmüş ben satarım diyerek gezerdi ve birisinin arkasına mendili bırakırdı,arkasında mendil olduğunu fark etmeyen kişi mendil ile dairenin etrafında kovalanır ve yerine oturuncaya kadar,kendisine mendil ile vurulurdu.

Yağsatarım,balsatarım,Ustamölmüşbensatarım,UstamınkürküsarıdırSatsamonbeşliradır,Zam-bak,zumbak,Dönarkanaiyibak,Yağsatarımbalsatarım,Ustamölmüş,bensatarımAlacağına,bulacağına,BirkaşıkayranYarın sabah bayram.

AÇ KAPIYI BEZİRGÂNBAŞI

Genelde kız çocuklarının tercih ettiği bir oyundu.

Oyuncular içinden iki elebaşı seçilir. Elebaşılar bir kenara çekilerek kendilerine birer isim alırlar. Ancak diğer oyuncular elebaşı olan arkadaşlarının aldıkları isimleri bilmeyeceklerdir. Diyelim ki elebaşlarından birisi "ayva" diğeri "nar" adlarını almış olsun.

"Ayva" ile "nar" karşılıklı durarak elele tutuşurlar ve kollarını kaldırarak bir köprü oluştururlar. Diğer oyuncular bu dizilişi bozmadan aşağıdaki tekerlemeyi söyleyerek köprü altından geçerler:

"Açkapıyıbezirgânbaşı,bezirgânbaşı...""Kapı hakkı ne verirsin? Ne verirsin?"

"Arkamdakiyadigârolsun,yadigârolsun."

Tekerlemede yer alan "Kapı hakkı ne verirsin?" sorusu elebaşılar tarafından sorulmaktadır. Kapı, dizideki ilk oyuncu tarafından açtırılır. Ancak dizinin en arkasında yer alan oyuncu yadigâr edilmiştir. Bunun için en arkada yer alan oyuncu köprü altından geçerken köprü indirilir ve kendisi halkaya alınır. Bu oyuncuya ancak onun duyabileceği bir sesle:

Ayvamı?Narmı?diyesorulur.

O da aynı sessizlikte bu isimlerden birini söyler. Hangi ismi söylemişse onun arkasına geçer. Oyuna dizi bitinceye kadar devam edilir. Daha sonra ortaya bir çizgi çekilir. Elebaşılar karşı karşıya geçerler. Birbirlerini çekmeye başlarlar. Hangisi diğerini kendi tarafına çekerse, oyunu o taraf kazanmış olur.

SONUÇ:Bu gün çocukları kuşatmıştır. İnternet,televizyon,atari oyunları çocukların dünyasına damgasını vurmuştur.Çağımızda biz yetişkinlere önemli sorumluklar ve görevler düşmektedir. Çocukların oyun arkadaşlarıyla olan paylaşımının ve sosyalleşme sürecine olan katkısını hiçbir  internet oyunu karşılayamaz. Biz büyükler olarak çocuklarımıza paylaşmayı, arkadaşlık kurmayı,toplumsal hayatta saygın bir birey olma yolunda adımlar atmayı, insan sevgisini, din,dil, ırk ayrımcılığına karşı durmayı, piyasacı bir sistemin  bir parçası olmamayı, ilericiliği, açık fikirli olmayı, okumayı, yazmayı, duyarlı bir birey olmayı öğretmeliyiz.

 

Bu haber 709 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

VİDEO ARA


Altyapı: MyDesign Haber Sistemi