hit
hit
Hatay Denge Gazetesi
En Çok Tıklananlar
Türkiye’nin kader seçimi                                                                            Prof. Garip Turunç

                        /Bordeaux Üniversitesi

 

Türkiye, en can alıcı evresini yaşıyor. Gitmekte olduğumuz seçim tarihi değil ama ülkemizin kader seçimidir. Sizin, bizim… hepimizin hayatı, yaşamı, geleceği, çocuklarımızın hayatı…  yani geleceğimizin belirleneceği bir seçim.

Çünkü; biliyorsunuz 16 Nisan referandumu ile cumhurbaşkanlığı sistemi adı altında bütün yetkilerin tek bir kişide toplandığı bir sisteme geçtik. 24 Haziran, işte o “tek adam” rejiminin uygulamaya konulup konulmayacağının seçimi/referandumu.

Türkiye’nin 1876’dan bu yana anayasal kazanımlarına, kurumlarına sahip çıkan seçmenler, ‘Millet İttifakı’ ve muhalefete evet diyecek; ‘Cumhur İttifakı’nı tercih ile, kazanımlar yok sayılacak. ‘Millet İttifakı’ ve muhalefet, anayasal demokrasi umudunu; ‘Cumhur İttifakı’ ise, 16 Nisan’da OHAL ortam ve koşullarında oylatılan metnin korunması (statüko) anlamına gelecek. Muhalefetin kazanması, siyasal iktidarın 16 yıl sonra el değiştirmesi anlamında demokrasi zaferi ile; statükonun sürmesi ise, iktidar zehirlenmesi ile sonuçlanacak. (Demokrasi ve monokrasi arasındaki tercih). Muhalefet tercihi, olağan hukuk düzenine geçiş; iktidar tercihi ise, OHAL’in sürmesi anlamına gelecek. Muhalefete oy, hukuk devleti umudunu yeşertecek; iktidara oy ise, ‘kişi devleti’ anlamında fiili durumun sürekliliğini. Muhalefete oy, toplumsal barış umudunu beraberinde getirecek; iktidara ise, bugünkü kutuplaşmayı çok daha derinleştirecek.

Evet, 24 Haziran seçimi bu iki cepheden birinin tercihi olacak. Bütünleşmiş, çağdaş değerlere ve demokratik hoşgörülere giden bir ülke mi? Yoksa keskin bir biçimde kutuplaştırılarak bölünmüş bir ülke mi?

Cephelere bölünerek, kutuplaşarak yaşanmaz. Birbirimizi yok sayarak yaşanmaz! Bu bölünme, bu kutuplaşma kalkmadan memlekete huzur gelmez. Kalkınsak da huzur gelmez. Birbirimize en azından tahammül ederek, birbirimize anlayışla yaklaşarak, farklı görüşler nedeniyle birbirimizin gözünü oymadan, beraber barış ve huzur içinde yaşamayı öğrenmeliyiz. Demokrasinin erdemi budur. Barışa ancak bu yoldan ulaşabiliriz. Koca Yaşar Kemal’in dediği gibi:

Dağlar, insanlar, ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.

Türkiye’mizinde artık kabuğunu yırtıp bu dünyada yerini alması, “çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması (hatta onu aşması), gerekiyor. Bu ülkede, bu kadar kutuplaştırılma, bu kadar ayrıştırılma, bu kadar ötekileştirilme/‘terörist’ ya da ‘hain’ ilan edinmeler, bu kadar ölüm, bu kadar acı yeter. Unutmayalım ki o “geçmişin” yanında bir de “gelecek” duruyor. Geçmişten çok farklı olmasını istediğimiz bu geleceği yaratmaya çalıştığımız bu kader seçimi döneminde, milletimizin mayasına olan sonsuz güvenim artırıyor, bana, büyük umutlar veriyor.

 

Bordeaux, 6 Haziran 2018



Benzer İçerikler

Yukarı Geri Ana Sayfa