hit
hit
Hatay Denge Gazetesi
En Çok Tıklananlar
İRAN PARÇALANIRSA NE OLUR?                                     Ferit  LİF-Yazdı

Komşu ülke İran’daki şeriat kökenli rejimi hiçbir zaman savunmadım.  Çünkü böylesi bir rejimde en temel insan haklarının  ve de en küçük demokrasi kırıntılarının  bile yaşatılmadığını biliyorum.

Ama bu gün emperyal güçler,  Ortadoğu, yakın doğu ve uzakdoğuda  sömürücü  ve parçalayıcı emellerine  ulaşmak için bu coğrafyanın “çetin cevizi” İran gibi bir ülkeyi parçalamanın yol ve yöntemlerini arıyorlar.

Emperyalist güçler bu coğrafyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürebilmeleri için, Türkiye ve İran gibi iki güçlü devleti parçalamak zorunda olduklarını çok iyi biliyorlar.

Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminin amacı ne ise  bu gün  İran’ı parçalamaya yönelik girişiminde amacı budur.

Hatırlarsanız emperyalist güçler  bu coğrafyanın  en zayıf halkaları olan, Tunus, Libya, Mısır ve son olarakta Suriye’de  planlarını uygulamaya çalıştılar.  Milyonlarca insanın  ölümüne ve de milyonlarca insanın vatanlarını terk ederek göçmen konumuna geçmelerini sağlayan bu emperyalist plan , bana göre bu bölgenin  iki güçlü ülkesi Türkiye ve İran’ı teslim alımadan başarıya ulaşamaz.

O yüzden Türkiye ve İran üzerinde  emperyal güçler  tarih boyunca oynadıkları rolü sürdürmeye devam edecekler. Aynı emperyalist güçler, yüzyıl önce Anadoluyu parçalamak istediler. Ve hatta kısa bir dönem Anadolu’yu parçalamayı başardılar.

Ama Anadolunun o makus talihini değiştiren  bir siyaset ve askeri deha ortaya  çıktı ki;  Emperyal güçlerin bütün planlarını alt üst etmekle kalmadı. Bu emperyal güçlerin emellerini kursaklarında bıraktı.  Bu insan ,  Anadolu toprakları üzerinde bağımsız  Türkiye Cumhuriyetini kuran,   Dünya tarihinin siyasi ve askeri DEHA olarak kabul ettiği  MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’tür.

Türkiye’nin siyaset tarihi boyunca ve hatta Osmanlı’nın son  döneminde  her zaman bulanık suda balık avlamaya çalışan sol ideoloji,  bana göre ne Mustafa kemal Atatürk’ü doğru okuyabildi ne de bu gün Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık anlayışını, emperyal güçlerin bütün tehditlerine rağmen canı pahasına savunmaya çalışan Recep Tayyip Erdoğan’ı da  anlamıyorlar.

Türkiye’de siyaset yapan bütün sol cephenin, bütün üyeleri ve unsurları, buna CHP’de dahil, Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 yıl üst üste  genel ve yerel seçimleri  büyük bir çoğunlukla kazanmış olmasını  hazmedemiyorlar.  Bu yüzden Erdoğan’a karşı  “diktatör olmak istiyor” şeklinde bir siyaset ucubesinin arkasına sığınarak, SİYASETLERİNİ  ERDOĞAN  DÜŞMANLIĞI ÜZERİNE KURUYORLAR.  Bu da dünya siyaset tarihinde  bence görülmemiş  siyasi bir ahmaklıktan başka bir şey değildir.

Bana göre,  bu gün bölgemizde ve coğrafyamızda siyasi ve askeri gelişmeleri, çıplak bir gözle izlediğinizde, Recep Tayyip Erdoğan’ın  Anadolu coğrafyası dahil Ortadoğu’nun bir sigortası olduğunu  görürsünüz.

İran’daki gelişmelerle ilgili, Türkiye medyasının  “izlediği orta yolcu tutum”  hiçte hayra alamet değildir.  Hatta Dışişleri Bakanlığı’nın İran’da gelişen olaylarla ilgili olarak yaptığı “gelişmeleri endişeyle izliyoruz”  şeklindeki resmi açıklamada,  Türkiye basınının İran olaylarına bakış açısının neredeyse resmi bir özetidir. Böylesi bir anlayış emperyalizme karşı direnen İran’ın arakasında durmak anlamına geldiği anlaşılmıyor.

Hatay’da yaşayan bir yerel gazeteci olarak, hem Türkiye  medyasını hem de  Türkiye Cumhuriyeti adına İran’da yaşanan gelişmeler konusunda açıklamalar yapan sözcüleri ve yetkilileri uyarma gereği duyuyorum.

Türkiye ve İran, tarihsel, dinsel ve kültürel olarak  birbirlerine bağımlı iki ülkedir. Bu iki ülke aynı zamanda emperyal güçlerin bu coğrafyada at oynatmasına dik duracak  mihenk  taşlarıdır.

Emperyal güçler  tarih boyunca İran ve Anadolu topraklarında vücut bulan Türkiye Cumhuriyetini  dize getiremedi. Bundan sonrada; emperyal güçlerin, hiçbir oyunu ve hiçbir entrikası bu iki ülkeyi dize getireceğine inanmıyorum.

.

Not: Aslında bu akşam Pazar günü yapılacak Hatay CHP il kongresi öncesinde, il başkanı seçilecek olan Servet Mullaoğlu ile, Hatay CHP il kongresinin tek belirleyicisi konumunda olan Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı  Lütfü Savaş arasında ortaya çıkan yönetim ve kurultay delegeleri üzerine çıkan  krizleri yazacaktık. Ama bu kongreyi daha fazla incitmemek için, Lütfü Savaş ile Pazar günü il başkanı olacak olan Servet Mullaoğlu’nun arasını daha fazla açmak istemediğim için, bu gün Hatay CHP il kongresi öncesinde toparladığım bilgileri yazma gereği duymadım.

 

 

 

 



Benzer İçerikler

Yukarı Geri Ana Sayfa