hit
hit
  • MİLLİ BİRLİK YÜRÜYÜŞÜ
    MİLLİ BİRLİK YÜRÜYÜŞÜ
  • HATAY DENGE VE DİKEN DİKEN GAZETELERİ KAMUOYUNA TEHLİKEYİ AÇIKLIYOR…  ÖLÜMCÜL BÖCEK HATAYDA GÖRÜLDÜ.
    HATAY DENGE VE DİKEN DİKEN GAZETELERİ KAMUOYUNA TEHLİKEYİ AÇIKLIYOR… ÖLÜMCÜL BÖCEK HATAYDA GÖRÜLDÜ.
  • SAMANDAĞ DA ÇOŞKULU FESTİVAL BAŞLADI
    SAMANDAĞ DA ÇOŞKULU FESTİVAL BAŞLADI
  • BAŞKAN  ALTAN ALEVİ SEÇMENLERİN PEŞİNDE…  FERİT LİF … YAZDI
    BAŞKAN  ALTAN ALEVİ SEÇMENLERİN PEŞİNDE… FERİT LİF … YAZDI
  • BAŞKAN KİMYECİ BÜYÜKŞEHİR ONBİR MİLYON LİRAMIZI ÖDEMİYOR
    BAŞKAN KİMYECİ BÜYÜKŞEHİR ONBİR MİLYON LİRAMIZI ÖDEMİYOR
  • HATAY CHP DE İÇ SAVAŞ DERİNLEŞİYOR……  FERİT LİF … YAZDI…
    HATAY CHP DE İÇ SAVAŞ DERİNLEŞİYOR…… FERİT LİF … YAZDI…
  • HATAY’DA İHRAÇ EDİLENLER
    HATAY’DA İHRAÇ EDİLENLER
  • MUHARREM İNCE PARTİ KURMAYA SÜRÜKLENİYOR….  FERİT LİF… YAZDI
    MUHARREM İNCE PARTİ KURMAYA SÜRÜKLENİYOR…. FERİT LİF… YAZDI
  •   CHP’nin kimlik krizi  Prof. Garip Turunç/Bordeaux Üniversitesi
      CHP’nin kimlik krizi Prof. Garip Turunç/Bordeaux Üniversitesi
  • KUTSAL İTTİFAK VE CHP KURULTAYI  ERDAL YILMAZ ..YAZDI
    KUTSAL İTTİFAK VE CHP KURULTAYI ERDAL YILMAZ ..YAZDI
Hatay Denge Gazetesi
http://www.hataydenge.com/wp-content/uploads/2017/07/kandil-otomotiv.gif
‘İki Türkiye’

‘İki Türkiye’

Geçmiş yönetimler ‘bir Türkiye’ yaratmak için izledikleri politika ‘iki Türkiye’yi tahkim etti.. Şimdiki AKP yönetimin de ‘bir Türkiye’ yaratma girişimi benzer netice veriyor.. ‘İki Türkiye’yi tahkim ediyor.. Türklerin ve Kürtlerin Türkiye’sine, gün geçtikçe başka bir bölünmüşlük ortaya çıkıyor: Laik, demokratik bir toplumda yaşayamayacağına inanan siyasal İslam’ın Türkiye’si ve laik bir ülkede yaşamak isteyenlerin Türkiye’si.  Çünkü bu ülkede bir Türkiye öbür Türkiye’den korkuyor.  

Siyasal İslam’ın Türkiye’sinde korku, kendini türlü sayıklamalarla dışa vuran bir paranoya düzeyinde seyrediyor. Gazeteciler, muhalifler düşünürler, doğruyu söyleyenler aylardır bu yüzden tutuklu, bugün onları bu korku suçluyor. Bu Türkiye, hem laik demokratik taleplerden, adalet isteyenlerden korkuyor, hem de tüm dünyanın kendilerine karşı bir komplo kuruyor olmasından. Kurtulmak için çabaladıkça korkuları daha da artıyor. Korktukça, kine, dine daha çok sarılıyor, daha hızlı silahlanıyor… 

 Laik demokratik bir ülkede yaşamak isteyenler, hem yaşam dünyalarının yıkılmasından korkuyorlar, hem de karşı tarafın paranoyasının dozu gittikçe artan bir fiziki ve simgesel şiddet dalgası üreterek yükselmesinin sonuçlarından… Haksız da değiller. Meslektaş arkadaşım Prof. İbrahim Kaboğlu yazdı: “Unutmayalım: ‘Yıkıldı’ dedikleri, ‘insan haklarına dayanan demokratik ve laik hukuk devleti’; “Kuruyoruz” dedikleri ise, ‘cihat/çok hukuklu sistem ve şeriat’ üçlüsünde somutlaşan, ‘tarikat/cemaat ve mezhep’ eksenli devlet.

Laik, demokratik Türkiye kimi zaman bir direniş refleksi gösterse bile, bu çoğu zaman direnişin momentumunu koruyamıyor; birden duraklıyor, adeta karanlık bir gecede bir traktörün farlarının ışığında donup kalan tavşanlar gibi… Bu Türkiye’nin hastalığı, AKP’nin özgünlüğünü kavrayamamak, ortak çıkarlarını görememek, bir türlü aşılamayan parçalanmışlık. 

Öbür Türkiye’nin hastalığını, akut bir “narsisizm” olarak tanımlayabiliriz: Aşırı bir kendini beğenmişlik, önemini abartma, aynı anda derin bir beğenilme gereksinimi (açlığı), “ötekine” karşı empati yokluğu. Bu hastalıkta, aşırı özgüven maskesinin arkasında, en ufak bir eleştiriye dayanamayan çok zayıf bir özsaygı, gücüne hatta değerine ilişkin derin bir kuşku saklanır. 

Bu durum sürdürülebilir bir durum değil. Türkiye’yi yöneten kadroların artık “normalleşme” sözünü telaffuz etmeye başlaması lazım. Bu milletin makul çoğunluğu bölünmüş/kutuplaşmış iki ayrı Türkiye yerine farklılıkları zenginlik gören bir Türkiye için uzlaşmaya hazır. İhtiyacımız eşitliği, adaleti, özgürlüğü ve barışı sağlayacak güçlü bir demokrasi, çoğulculuktemelli bir toplum, asırlık çatışma ekseninin tedricen önemini kaybetmesi.

Asırlık kutuplaşma ve çatışma sonrasında toplumumuzun böylesi bir değişime gidebilmesi kuşkusuz kolay değildir. Yaşanılan iki büyük savaş “İki Fransa” arasındaki kutuplaşma ve çatışmanın küllenmesinde önemli rol oynamıştı. I. Dünya Harbi’ni çok uluslu imparatorluk parçası olarak yaşayan, İstiklâl Harbi sonrasında kapsamlı bir savaşa girmeyen Türkiye’de bunun daha zor olacağı şüphesizdir. Ancak böylesi deneyimler olmadan da “çoğulcu” bir toplumda hepimize yer bulunduğu, karşıtlarımızı “dönüştürme”nin anlamlı, daha da önemlisi “mümkün” olmadığı, yeni neslin toplumsallaştırma yoluyla tek tipleştirilemeyeceği, bu alanda zamanın ruhuna karşı koymanın imkânsızlığını görebilmek zor değildir.

Bu gerçekliğin fark edilmesi, bir asırdır “dönüştürerek,” “marjinalleştirerek” ve “toplumsallaştırarak” yaratamadığımız “Bir Türkiye” hedefine ulaşabilme konusunda ilk, ama en önemli adımın atılmasını sağlayacaktır.

                                                                       Prof. Garip Turunç/Bordeaux Üniversitesi

Bordeaux, 11 Ağustos 2017

 

 


Garip TURUNÇ » Yazarın Diğer Yazıları

YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ


Yukarı Geri Ana Sayfa